Ben bir ilişki reddit istiyoruz

Bir Kıbrıslının kendini ve toplumunu açıklama çabası

2018.02.06 10:09 marull Bir Kıbrıslının kendini ve toplumunu açıklama çabası

Bir Kıbrıslı Türk olarak birkaç konuya değinmek isterim: 1) Kıbrıslı Türkler Türkiyeyi sevmiyor mu? 2) İki toplmum farklıdır, ne daha iyidir ne daha kötüdür 3) İki toplumun bir birine düşürülmek istenmesi, kutuplaşma 4) Kıbrıs’ta geçenlerde yaşanan Afrika gazetesinin manşeti
1. Bu konu gerek kendi yaşamımdaki karşılaşmalarımda gerekse reddit gibi ortamlarda sürekli karşıma çıkıyor. Bunun en büyük nedeni bence Türkiye’nin Kıbrıs’a aktardığı kaynak ve zamanında verdiği şehitlerdir. Öncelikle bilmenizi isterim ki gerek sol gerek sağ, bazı çok marjinal küçük kesimler dışında, Türkiye’yi en büyük müttefik olarak görüyor ve Türkiye’nin 74 ve sonrasında gösterdiği ilgiye minettardır. Kıbrıslıların gösterdiği tepki çoğu zaman Türkiye’nin dostluğuna karşı bir duruş değildir. Genellikle Kıbrıslıların küçük görülmesine, burayı yavru vatan olarak görmesinedir. Çoğu Kıbrıslı kendi ayaklarında durabilen bir devlet hayal eder. Türkiyeyle edebi dostluktan ileriye giden bir kardeşlik ilişkisi ister ama yavru da olmak istemez. Geçen yine burada bir yoruma ayni örneği vermiştim; Biz Kıbrıslılar olgunlaşma bunalımı yaşayan bir toplumuz. Kendi ayaklarımızda durmayı öğrenmek istiyoruz. Hepimiz Türkiye’nin buraya aktardığı kaynağın ve verdiği şehiterin farkındayız. Ama nasıl ki bir bebek önce emekler sonra çocuk olur okuma ve yazma öğrenir sonra ergenleşir küfür etmeye başlar ve en sonunda olgunlaşıp yuvadan ayrılır para kazanmaya başlar, biz de kendi kaynaklarımızı yaratmak ve bir tek Türkiye’ye bağlı olmak istemiyoruz. Bazı kesimlerin Türkiye’ye gösterdiği tepki buradan kaynaklanıyor, kendimize hale daha yetemememizin gerçeklik payı olsa da, yavru vatan denmesi bizim açımızdan küçük düşürücüdür, tepki bunadır, Türkiye’ye değildir. Şu anki durumda evet kağıtta biz yavruyuz, bütçemizin çeyreği Türkiye’den hibedir, bu sağlıklı bir durum değildir, düşünün bu yavrunun büyüdüğünü ve kendine kazanmaya başladığını, bu Türkiye’ye de iyi gelir. İşte bu duruştan dolayı, Türkiye’deki bazı kesimler bunu sevmemek olarak algılıyor, hayır bu sadece bir olgunlaşma sürecidir.
2. Gerek kültür, gerek aksan, gerek din anlayışı, gerek siyaset açısından Kıbrıs Türk toplumu Türk toplumundan biraz farklıdır. Bu ne iyi ne kötüdür. Biz her kesimi hoş görüyle kucaklamak isteyen ve bu algı altında büyüyen bir halkız. Kimseyi inancından dolayı dışlayacak değiliz ama aynı hoşgörüyü kendmize de bekleriz. Kıbrıslılar imansızdır diye söylemler hoş değil. Burada inançlı bir çok insan vardır arkadaşlar ama Kıbrıslılar dini farklı yaşar, benim nenem çok inançlı birisidir, hacı olmuş kadındır. Ama ne başını bağlar, ne domuz yememize ses çıkarır ne de kendi inancını bize yansıtır. Kıbrıslılar böyledir işte, bu demek değildir ki başını bağlamak isteyen daha haksızdır veya daha haklıdır, insan kendi yetiştiği konjektüre göre davranır, bu doğaldır. İnsan kendi hayatını doğru gördüğü şekilde başkalarını etkilemenden yaşamalı. Kıbrıslılar bunu ilkeleştirmiştir. O yüzden Türkler de istediği gibi burada yaşasın diyoruz, ama birbirimizin hassasiyetlerini bilerek yaşamalıyız.
3. Bu noktada biraz eleştiri yapacağım, özelliklede bugünün Türkiye hükümetine ve dünün KKTC hükümetine. Boyunsuz, herşeye evet deyen bir eş sizce sağlıklı bir ilişki için iyi midir? Nasıl ki her insanın bir karakteri vardır, her devletin de bir karakteri vardır. KKTC uzun yıllar boyunca UBP tarafından yönetildi ve bu partinin anlayışı Türkiye tarafından gelen her talimata onay vermek olmuştur. Burada Türkiye’nin bir suçunu görmüyorum, çünkü AKP hükümeti kendince bazı icraatlar yapar ve tepki almazsa bunların doğru olduğuna inanır ve yapmaya devam eder. Burada UBP hükümetinin boyunsuzluğu devreye giriyor. Mesela 2 sene önce açılan cami ve ilahyat kolejinden bahsetmek isterim. Arkadaşlar bizim ülkede 5-6 katdan yüksek bina görmek zor, var ama az. Türkiye böyle bir durumda çıkıp bütün şehirlerin yapısına hiç uymayan, devasa ve diğer projelere kıyasla orantısız bir cami ve ilahyat koleji yaparsanız bu yanlış mesajı göndermez mi? Gerçek bir demokraside bütün kesimlerin talepleri dinlenir ve çözüm üretilir. Türk toplumu kendi evlatlarını yetiştirmek için ilahyat koleji isterse, bu yapılır. Türk toplumu yeni bir cami isterse, bu da yapılır. Ama dengeli bir şekilde yapılması gerekmez mi? Çok büyük bir talepde yokken, çıkıp devasa bir cami ve kolej yapılırsa, bu kışkırtıcı değil midir? Ne gerek vardır böyle bir projeye? Bu gibi icraatlar kanımca iki toplumun hassasiyetlerini göz önünde bulundurmadan, iki toplumu yabancılaştırmaya çalışan icraatlardır. Halkların suçu olduğunu düşünmüyorum ama hükümetlerin kasten yaptıklarını düşünmekteyim. Bir eritme politikası gibi algılıyorum ben, benim açımdan üzücü bir şey olduğunu söylemem gerek.
4. Bilmezseniz size kısaca anlatayım; TSK Afrin’e harekat başlattığında, Kıbrıs’da çok azınlık ve marjinal olan bir kesimi temsil eden Afrika gazetesi, “Türkiye Kıbrıs’dan sonra Suriye’yi de işgal etti” gibi bir başlık attı. Türkiyeli halk bunu haklıca saygısızlık olarak algıladı, verdiği şehitleri düşündü ve bunu protesto etti. Türkiye’nin Cumhurbaşkanı çıkıp 100-200 okuyucusu olan bu gazeteyi kınadı ve Kıbrıs’daki takipçilerine “Kıbırs’daki arkadaşlar ne yapacağını bilir” gibi bir söylemde bulundu. Ertesi gün Afrika gazetesi önünde yaklaşık 300-500 kişilik bir eylem gerçekleşti ve gazetenin camları kırıldı, tabelası söküldü, içerisi darma duman edildi. Ben Afrika gazetesinin verdiği başlığın basın özgürlüğüne girer mi girmez mi tartşmasından kaçınacağım, sonuçta burada hukuğun üstünlüğüne inanıyoruz, girmediği yönünde bir anlayış varsa, yargı yolu kullanılarak bu gazete mahkeme önünde ifade vermeye çıkarılır ve orada tartışılır. Afrika gazetesinin yapmak istediği kutuplaştırmadır ve çok marjinal biri kesimdir. Bizim halklarımız kardeştir ve 100 kişilik bir gazetenin söylemlerine bence Türkiye’nin Cumhurbaşkanı muhatap olmamalıdır. Bu birbirine düşürme çabalarına bence gelmemeliyiz. Ama bir gazetenin yargılanmadan linç edilmesi modern bir ülkede kabul edilebir bir şey değildir, bunun üzerine Kıbırs halkı iki toplumu birbirine düşürmeye calışan çabalarını ve linç kültürünü kınayan çok büyük ve başarılı bir yürüyüş gerçekleştirmiştir ve demokrasiye sahip çıkmıştır. Basın özgürlüğü tartışmasına bile girmeden, burada en önemli olan konu linç kültürüdür, Afrika gazetesi ne yapmış olsa da linç kabul edilebilir bir şey değildir arkadaşlar. Kıbrıslıların düzenlediği yürüyüşte buna karşı bir dik duruştu, lütfen kutuplaştırmaya çalışan basına ve söylemlere inanmayın. Sağduyulu liderlerimiz güzel açıklamalarını yapmıştır, 100 kişilik bir gazete Kıbırs halkını temsil etmez. Çoğumuzun en büyük dileği Türkiyenin zorlu coğrafyasında güvenliğini çok kan kaybetmeden sağlayabilmesidir, umarız bu gerçekleşir. Verdiği şehitlerin ailelerine de kalbimizden baş sağlığı diliyoruz.
submitted by marull to Turkey [link] [comments]